E-kitaplar

KİTAPLAR NEDEN ARMAĞAN?

“Masalları erkekler mi yazar anne?” 2008 yılının Ağustos ayında basıldığında, yazdığı ilk kitabını elinde tutmanın, onu raflarda görecek olmanın ve hiç tanımadığım insanlara ulaşabilme ihtimalinin verdiği tarifi zor hisler içindeydim. Kitabımın bin adet basılması, en az bir o kadar okurum olabileceğini işaret ediyordu.

Bir buçuk senede baskısının tükenmesini ise, başka bir yayınevi bulup ikinci baskı yapma konusunda kendime teşvik nedeni saydım. Hem aradan geçen zamanda, kitabın başrolünü benle paylaşan Masal Evi yangında kül olunca, bu deneyimi paylaştığım ikinci bir kitap daha yazmıştım. Ama kitaplar bir daha basılıp, dağıtılamadı.

Yaşamım geriye doğru dönüp baktığımda, “İyi ki de öyle olmuş” dediklerimle doludur hep. Karşıma bana uygun yayınevi çıkmamış olmasını da aynen böyle yorumluyorum.

İlk kitabımı yazmaktaki amacım, anlattığım hikâyemle okuyanlara ilham verebilmekti. Kitabın okura ulaşması için, klasik yolun dışında aklıma gelen bir araç olmamıştı o yıllarda. Ama sonra 2013 yılının Şubat ayında, ARMAĞAN EKONOMİSİ 101 isimli bir atölye çalışmasıyla karşılaştım. Atölyede, günümüz düşünürlerinden Charles Eisenstein’ın KUTSAL EKONOMİ kitabında anlattıklarını hayatımıza geçirmenin yolları konuşuldu.

Eisenstein’ın kutsal tanımı şöyle: “Kutsallığın iki yönü vardır: eşsizlik ve bağlantılılık. Kutsal olan bir nesne ya da varlık, özel, eşsiz ve benzersizdir.” 

“Kutsal Ekonomi” kitabından öğrendiklerim hayatımda çok önemli değişimlere neden oldu. Okuduklarım, içimde yankı buldu ve “Armağanda yaşamak” kararı aldım. Benim dünyayla paylaşacağım armağanım yazdıklarımsa eğer –ki ben öyle hissediyorum- işte o zaman buyurun, kitaplarım size ARMAĞANIMDIR.

Sevgili okurum sana verdiğim bu armağanlarımla; belki de daraldığını düşündüğün yaşamında değişiklik yapmanın ilhamını alacaksın, hani o bir gün görüp de yaşamayı düşündüğün yere doğru bir yolculuğa çıkacaksın belki. Ya da; bir gün, üzerinde olduğun yürüyen banttan inmeye cesaret edip, bir süreliğine gezgin yaşamaya karar vereceksin. Belki de bazı yerlerin neden seni çağırdığını anlamak isteğiyle yollara düşüp farklı kültürlerle tanışacaksın. Veya okudukların sende; bir gün senin de değişiklik yapabileceğine dair yaşam sevinci yaratacak, işine gücüne ailene daha bir sıkı sarılacaksın. Aramızda her ne şekilde kurulacaksa bu bağ, senle benim eşsizliğimizin özgün bir ilişkisi olacağından, beraberce kutsallık deneyimi yaşayacağız. Kurduğumuz bu özel bağ, ayrı bir öykü oluşturacak. Zaten yaşama zenginlik katan, onu besleyici kılan da bu özenle kurulmuş öykülerin ağı değil midir?

Bir kitabı okuma deneyimi her insan için farklıdır; bazıları için zaman kaybı olabilir, bazıları içinse yaşam dönüştürücü… Bu sebeple herkesten aynı karşılığı almanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Ve sen sevgili okurum, minnetini yansıtan bir armağanı yollamak ve bundan sonraki yazın hayatıma destek olmak istersen, gulengulanil@gmail.com adresime yazabilirsin.

Masalları erkekler mi yazar anne? Küllerinden doğan ben oldum BUGYIkapak

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Bir Cevap Yazın